KIZILELMA "HEDEF TURAN" AMA NASIL? (LVIII)

27 Aralık 2025


 

                     Toplam Nüfus                 Türk Nüfus                                 Km2

Tataristan         3.779.265                    2.300.000                                68.000  

TATARİSTAN
      Tataristan Özerk Cumhuriyeti, Avrupa’nın kuzeydoğu kesimi ile Rusya’nın batı kesiminin çakıştığı, İdil ( Orta Volga) Kama nehirlerinin birleştiği, havzada tarihi İdil-Ural bölgesinde yer almaktadır. Doğu Avrupa Ovasının doğusunda, Ural dağ sıralarının batısında yer alan Tataristan, kuzeyinde Severniye Uvalı ve güneyinde Privoliskaya Vozvısennost gibi yüksek dağlarla çevrilidir. Batısında Çuvasistan, doğusunda Başkurdistan Türk cumhuriyetleriyle komşu olan ülkenin kuzeybatısında Mari Cumhuriyeti, kuzeyinde Kirov bölgesi, kuzeydoğusunda Udmurt Cumhuriyeti, güney doğusunda Orenburg bölgesi, güneyinde Samara (Kubisev) ve Simbir (Ulyanovsk) bölgeleri bulunmaktadır.. Volga nehri üzerindeki Kuybişevsk ile Kama nehri üzerindeki Nijnekamsk baraj gölleri, kapladıkları geniş yüzölçümleri ve güneybatı-kuzeydoğu yönünde şerit biçiminde uzanışlarıyla ülkeyi neredeyse ikiye ayırır. Rusya’ya bağlı ve Volga Federal Bölgesi’nin coğrafi sınırları içinde bulunan federal yapıdır. Yüzölçümü 67.836 km2, nüfusu 3. 761.700 (2008) nüfus yoğunluğu 54, başşehri Kazan’dır.
      Stratejik bir coğrafi konuma sahip olan Tataristan, Avrupa ve Asya kıtalarının yanı sıra hem Baltık ve Hazar havzasındaki bölgeleri, hem de Slav ve Türk uluslarını birbirlerine bağlayan bir geçiş ülkesidir. Bunun bir sonucu olarak Tatarlar, Avrupa’nın en kuzeyindeki Türk toplulukların başında gelmekte, Orta Asya Müslüman dünyasının da İdil-Ural bölgesindeki uzantısını temsil etmektedirler. Ayrıca Tataristan etnik, dinsel ve kültürel özellikleriyle Orta Asya’nın Avrupa’daki uzantısı olarak Orta Asya Türk Cumhuriyetleri ile Volga havzasındaki Türk Cumhuriyetleri arasında adeta bir Avrasya kültür köprüsü olarak düşünülebilir. Tataristan, Avrasya kültür alanı içinde Hıristiyan ve Müslüman toplumlarını, Slav ve Türk medeniyetlerini bir arada tutan, kültürel toleransın yüksek olduğu bir ülkedir.htthttps://www.turkbirkon.com/tataristan/ps://www.turkbirkon.com/tataristan/https://www.ti 
      Sovyetler Birliği’nin dağılması sürecinde, 30 Ağustos 1990'da Tataristan da, tam siyasi bağımsızlığını ilan etti. Rusya'dan ayrılma niyetini bildirince, Rusya Parlamentosu buna ret cevabı verdi. Bu bağımsızlık hiçbir devlet tarafından tanınmamıştır. 15 Şubat 1994 tarihinde Rusya Federasyonu başkanı Boris Yeltsin ile Tataristan Cumhuriyeti başkanı M. Şamiyev arasında imzalanan anlaşma ile Tataristan Cumhuriyeti resmen Rusya Federasyonu içerisinde Tataristan Cumhuriyeti olarak bir federal yapı niteliğini kazanmıştır. Söz konusu anlaşma daha sonra Tataristan Devlet Konsey’i  tarafından kabul edilmiş, Tataristan anayasasının 1. maddesi anlaşma doğrultusunda değiştirilmiştir. 
      1992 yılında ülkede referandum ile yeni anayasa oylanmış ve % 62 kabul oyu ile kabul edilmiştir. 15 Şubat 1994 tarihinde Tataristan Cumhuriyeti ve Rusya Federasyonu arasında kurumların konu ve yetkilerinin sınırlandırılmasına dair antlaşma imzalanmıştır.
      Tataristan toprakları genelde alçak ve engebelidir. İdil Nehrinin  batısında yüksekliği 235 metreye ulaşan arazi İdil Tepelerinin en kuzey ucunu meydana getirir. Doğuda Ural Dağları’na doğru yükselen bölgenin güneydoğusunda, yaklaşık 338 m yükseklikteki Bügülme-Belebey Platosu yer alır. İdil Nehri bölge topraklarının batı ucundan kuzey-güney doğrultusunda akar. Toprakların büyük bölümünü İdil'in bir kolu olan Çulman Nehri sular. Nokrat ve Ak İdil nehirleri Çulman Nehri'nin en önemli kollarıdır.
       Tataristan'da yer alan en büyük akarsular, İdil ve Çulman, bu akarsular içinde en büyükleridir. Ak İdil, Ik ve Nokrat diğer nehirleri, Kuybışev, Tüben Kama, Yakın Kaban, Uzak Kaban ve Yukarı Kaban gölleridir. Bügülme-Belebey, İdil, Vyatka da dağlarıdır.
      Tataristan, petrol, doğalgaz, alçı kaynakları bakımından oldukça zengindir. Ülkede bir milyar ton petrol rezervi bulunduğu tahmin edilmektedir.
      Alaburga, Arca, Aznakay, Bavlı, Bolgar, Bögelme, Bua, Çistay, Elmet, Kazan, Leninogorsk, Mendeleyevsk, Nurlat, Tüben Kama, Yar Çallı, Yeşil Özen ve Zey şehirleridir. 
      Nüfusun %73,8’i şehirlerde, %26,2’si kırsalda yaşamaktadır. Ülkede bugün en büyük oran açısından 2 milyon Tatar kökenli, bir buçuk milyon kadar Rus kökenli insanın yaşadığı belirtilmektedir. Bu iki etnik yapı dışında ülkede, çoklukla Tatarca konuşan Çuvaşlar, Çirmişler ve Udmurtlar yaşar. Ukraynalılar, Mordvinle ve Başkurt Türkleri  de Tataristan'daki hatırı sayılır azınlık gruplarındandırlar. 
      Rusya Federasyonu 2002 Nüfus Sayımına göre Tataristan Cumhuriyeti'ndeki nüfusun etnik dağılımı şu şekildedir: Tatarlar %52,92 - Ruslar %39,49 – Çuvaşlar %3,35 – Udmurtlar %0,64 – Ukraynalılar %0,64 – Mordvinler %0,63 – Çirmişler %0,50 – Kereşenler %0,50 – Başkurt Türkleri %0,39 – Azerbaycan Türkleri %0,26 – Beyaz Ruslar %0,16 – Ermeniler %0,16 – Özbek Türkleri %0,13 – Tacikler %0,1 – Yahudiler %0,09 – Almanlar %0,08 – Kazak Türkleri %0,05 – Gürcüler %0,05 – Moldovlar %0,03 – Romlar %0,02 – Lezgiler %0,02 ve 800 kişiden az olan gruplar %0,02 dir..
      Bölgede yaşayan Tatarlara, Kazan veya İdil Tatarları ismi de verilir. Dünyada kendisini bu halkın üyesi sayan yedi milyon kadar kişi bulunmaktadır. Ancak bunların dörtte biri (1/4'ü) Tataristan'da yaşamaktadır. 1989 sayımına göre Tataristan'da 1.765.404 olan bu sayı, bütün SSCB'de toplam 6.645.588'dir. 
      Tataristan’da İslam, onuncu yüzyıldan önce vardı, ancak 922'de Bulgar hükümdarı Almış Han’ın İslâmiyeti kabul etmesiyle büyük bir büyüme başladı. Bu durumu, İdil Bulgarları’ndaki misyonerlik faaliyetlerindeki artış izledi. İslam, Moğol istilası ve ardından Kazan Hanlığı aracılığıyla baskın din olarak kaldı. 1552'de bölge nihayet Rusya tarafından işgal edildi ve Orta Volga'daki Tatarları ve Başkurtları  Çarlığa dâhil etti. Rus yönetimi altında İslam, önce Çarlık ve İmparatorluk döneminde ve daha sonra Sovyet döneminde olmak üzere yıllarca bastırıldı. Bugün, İslam'a inananlar, tahmin edilen 3,8 milyonluk nüfusun %53'üne denk gelmektedir ve bu durum İslam'ı Tataristan'da en büyük din haline getirmektedir.
      Tataristan sınırları içinde bilinen en eski organize devlet İdil Bulgarları’ ydı (y. 700-1238). İdil Bulgarları, Hazarlar, Kiev Rusları ve Kıpçaklar gibi halkların baskısına rağmen bağımsızlığını koruyan, İç Avrasya, Orta Doğu ve Baltık boyunca ticari bağlantıları olan gelişmiş bir ticaret devletine sahipti. 921'de Bulgar hükümdarı Almış Han, halifeye din eğitimi için dini bilgin gönderilmesini talep eden bir elçi gönderdi. İslam, 922'de İbn Fadlan'ın yolculuğu sırasında Bağdat'tan gelen misyonerler tarafından tanıtıldı. Almış Han'ın İslâmiyet’e geçmesi, İdil Bulgarları'nı ilk Müslüman devleti yapmıştır.. Kazan Hanlığı 1550'lerde Çar IV. İvan’ın birlikleri tarafından işgal edildi ve Kazan 1552'de alındı. Bazı Kazan Tatarları zorla Hristiyanlığa geçirildi ve Kazan'da katedraller inşa edildi; 1593'te bölgedeki camiler yıkıldı ve Rus hükûmeti inşaatlarını yasakladı. Bu yasak 18. Yüzyılda II. Katerina kaldırana kadar yürürlükte kaldı. II. Katerina'nın himayesinde yeniden inşa edilecek ilk caminin yapımına 1766'da başlandı ve dört yıl sonra tamamlandı.
      İslam, Tataristan'da çoğunluk inancıdır. 1990'da sadece 100 cami vardı ama bu sayı 2004'te 1000'in çok üzerine çıktı. 1 Ocak 2008 itibarıyla, Tataristan'da 1055'i Müslüman olmak üzere 1398 kadar dini kuruluş kayıtlıydı. Tataristan'daki Müslümanların çoğu ibadetlerini yerine getiriyor. Müslümanlar arasında artan dindarlık belirgindir ve dinler arası ilişkiler çok güçlüdür.
      Eğitim Rusça ve Tatarca yapılmaktadır. İlk ve orta öğretimde Rusça ile Tatarca, yükseköğrenimde ise Rusça kullanılır. Ülkede okuma-yazma bilmeyen yoktur. Ülkede 13 üniversitede, 70.000 öğrenci bulunmaktadır. Kazan Devlet Üniversitesi, Rusya Federasyonu'nun ikinci en eski üniversitesidir. Kazan Devlet Üniversitesi 1804'te kurulmuştur. Üniversiteye bağlı 17 fakülte vardır. Tataristan'da büyük öneme sahip yükseköğrenim kurumları; Kazan Devlet Üniversitesi, Kazan Devlet Tıp Üniversitesi, Kazan Devlet Teknoloji Üniversitesi, Kazan Devlet Teknik Üniversitesi, Kazan Devlet Finans ve Ekonomi Enstitüsü ve Rusya İslam Üniversitesidir.   Bu üniversite ve enstitülerin hepsi Kazan'da yer alır.
      Cumhuriyet, geçmişten günümüze gelen üç kültür (Türk, Slav, Fin-Ugor) ve iki dinin (İslam, Ortodoksluk) tarihî ve kültürel mirasına sahiptir. Bu miras bugün ülkedeki üniversitelerde, müzelerde, tiyatrolarda, kütüphanelerde çeşitli boyut ve yönleriyle irdelenmektedir. Ülkedeki ana kütüphaneler Kazan Devlet Üniversitesi Bilim Kütüphanesi ve Tataristan Cumhuriyeti Milli Kütüphanesi’dir. Cumhuriyet çapında öneme sahip iki, yerel olarak da 90 müze bulunmaktadır. Yakın geçmişte açılmış birkaç müze söz konusudur. Tataristan'da 12 tiyatro enstitüsü/kurumu vardır. Tataristan Milli Orkestrası, ülkenin millî orkestrasıdır.
      Tataristan, Rusya Federasyonu'ndaki ülkeler içinde ekonomik gelişkinliği en üst düzeyde olan cumhuriyetlerden biridir. Cumhuriyet, federasyon içinde büyük endüstri kuruluşlarının, otoyolların, doğu ve batı, kuzey ve güney bağlantı yollarının bulunduğu bir konumda bulunur. 
      Yakıt ve petrokimya endüstrisi (ham petrol, sentetik kauçuk, lâstikler, polietilen ve petrol ürünleri) Tataristan'ın endüstriyel görünümünü belirler. Ülkede helikopter, uçak, uçak motoru, TIR, otomobil, kompresör ve petro-gaz pompalama donanımları, yüksek teknolojiye sahip elektrikli cihaz üretimi yapan mühendislik girişimleri, şirketler bulunmaktadır. Tataristan Cumhuriyeti yılda yaklaşık 32 milyon ton ham petrol üretmektedir. Kamaz markasının kamyon üretiminin %24'ü Tataristan'a aittir. Ülkenin petrokimya şirketlerinin polietilen, sentetik kauçuk ve otomobil lâstiği üretim miktarı Federasyon içinde üçüncü sıradadır.
      2008 yılında Tataristan Cumhuriyeti'nin gayri safi bölgesel hasılası %7,1 (karşılaştırılabilir fiyatlarda) oranında artarak 930 milyar Ruble olmuştur. 2008 yılı endüstri sonuçları, yerli mal üretimi iş ve hizmetlerinde %4,3 artışla yaklaşık 910 milyar Ruble olduğu belirtilmiştir. 2008 yılı, ülkede büyük bir atılımın olduğu yıldır. Brüt tarım üretimi %9,3 oranında artarak 124 milyar Ruble olmuştur. Federasyonda fiyatlar açısından Krasnodar Krayı’ndan sonra ev eşyası sevkinde, 6,2 milyon ton ile ikinci sırada yer almıştır. Tataristan'ın ülke dışına yaptığı ekonomik bağlantılar, ülke ekonomisi açısından büyük bir önemdedir.
      Ülkenin en büyük tabii zenginliği petrol ve doğal gazdır. Petrol ve doğal gaz Elmet, Leninogorsk, Alabuğa, Mendeleyev  şehirlerinde çıkarılır. Çıkarılan petrol boru hattıyla Moskova, Perm, Gorkiy, Kuybişev, Yaroslavl, Rezon ve Başkurdistan’daki  rafinerilere gönderilir. Petrol ve doğal gaz sanayisinin yanında kimya ve petrokimya sanayisi de gelişmiştir. Kimya fabrikalarında polietilen, aseton, sentetik kauçuk, film gibi dört bine yakın kimyevi madde imal edilmektedir. Ayrıca Kazan’da uçak, bilgisayar, kamyon ve dizel motor fabrikaları vardır.
      Ülkede tarım faaliyetleri eski Sovyetler Birliği'nin diğer bölümlerinde olduğu gibi devlet çiftliği (Sovhoz) ve kolektif çiftlikler (Kolhoz) tarafından yürütülür. Başlıca tarım ürünleri çavdar, buğday, mısır, keten, şeker pancarıdır.  Ayrıca sebzecilik ve meyvecilikle, hayvancılık ve buna bağlı olarak mandıracılık gelişmiştir.
      Tataristan'da ulaşımda nehirlerden faydalanılır. Irmak limanlarıyla Moskova ve İdil Nehri havzasının diğer şehirlere düzenli yolcu taşımacılığı yapılır. Demiryolu ulaşımı fazla gelişmemiştir. Ülkenin kuzeybatı ve güneydoğu ucundan Moskova ve Urallara uzanan iki ana hat geçer. Birçok merkeze karayolu bağlantısı ve birçok otoyol vardır.   
      Bir Türk  boyu olan Bulgarlar, Büyük Bulgarya  devletinin parçalanmasıyla M.S.  7. asırda (665 yılı ve civarı) bu bölgeye yerleşmeye başladılar. Bölgenin halklarından Fin-Ugorları (Çeremiş, Mordva, Zuryen, Votyak kavimleri vb.) da idarelerine alan Bulgarların bu bölgede Hunlar, Sabarlar, Uzlar ve Hazarlardan  da bazı kalıntılar buldukları muhakkaktır. Bulgarlar bölgede dokuzuncu asırda bir devlet kurdular. 922 yılında İslamiyet’i resmen kabul ettiler. Tatarlar, İdil boyunda kurulan Bulgar devletinden başlayarak, Altın Orda ve onun devamı olan hanlıklar içinde, bilhassa Kıpçak Türkleri  karışımı hâlinde teşekkül etmişlerdir.
      Bilindiği gibi Türk boyları tarih boyunca dünyanın dört bir tarafına göç ettiler. Türkleri en fazla cezbeden bölgelerden biri, şüphesiz Karadeniz’in kuzeyi oldu. Nitekim Hunların batıya yönelmesiyle hız kazanan bu göçler on üçüncü yüzyıla kadar devam etti. Bu süreçte buraya gelen Türk boylarının çoğu kendi devletini kurduğu gibi bölge siyasetinde de önemli rol oynadı. Avrupa Hunları, Avarlar, Hazarlar, Bulgarlar, Peçenekler, Kıpçaklar, bölgeye hâkim olan ve bölgenin gerek siyasi gerekse de etnik haritasını yeniden yapılandıran boyların yalnızca bir kısmıdır. Buradaki Türk kavimlerinin büyük bir kısmı adlarını bugüne kadar muhafaza edemese de her biri başka bir etnik grubun oluşumunda yer aldı. Nitekim on üçüncü yüzyılın ilk yarısında Karadeniz’in kuzeyinin Türk-İslam Devleti olan Altın Orda’nın içerisinde yer almasıyla bölge ahalisi de Tatar olarak adlandırıldı. Kıpçaklar, İdil Bulgarları ve bölgedeki diğer Türk boyları, “Tatar” adı altında birleşmiş oldu. Bununla birlikte Tatar adı bu tarihten önce de var olduğu ve gerek Türkler gerekse Moğollar için kullanıldığı gibi daha sonraki tarihlerde de çok daha geniş kitleleri ifade etti. Örneğin Çarlık Rusya’sında Türk halklarının çoğu, bir dönem Tatar olarak adlandırıldı. Bugün ise Tatar adı, Kazan ve Kırım Türkleri için kullanılmaktadır.
      Altın Orda ve Hanlıklar; 13. yüzyılda Moğol istilasından  sonra bölgede Altın Orda Devleti’nin  hâkimiyeti kuruldu. On altıncı asrın hemen başında Altın Orda Devleti yıkıldı ve hâkim olduğu bölgelerde Kazan, Kırım, Kasım, Astrahan, Sibir hanlıkları ve bağımsız Nogay Uruğları ortaya çıktı. Uzun mücadelelerden sonra Ruslar, Kazan Hanlığı’nı yıkarak bölgeye hâkim oldular (13 Ekim 1552). 1552 tarihi başta Tatarlar olmak üzere, Kuzey Türkleri için önemli bir tarihtir. Bu tarihten sonra evre evre Rusların doğuya doğru ilerleme hareketleri sistematik bir şekilde devam etmiştir. 1552'de Kazan'ın düşmesiyle başlayan Rus yayılması 1885'te Batı Türkistan'ın işgaliyle tamamlanmıştır. 
      On sekizinci asırda Müslüman Tatarlar içinden hatırı sayılır bir kesim, Rusların siyasi, iktisadi ve dinî baskıları yüzünden yurtlarını terk ederek bugünkü Başkurdistan’a Urallar’a ve ötesine göç etmek mecburiyetinde kaldı. 1552 yılında Kazan Hanlığı’nın Korkunç İvan  tarafından yıkılmasından beri, Tatarların Kazan'a nehir ve ulaşım yollarına yakın yerlere yerleşmeleri yasaklanmıştı. Müslümanlıktan vazgeçmeyen Tatar halkı, köylerde yaşamaya mahkûm edilmişti. Bu dönemde kontrolden uzak olması sebebiyle Tatarlardan bazı gruplar Başkurt ve Mordovların yaşadığı bölgelere yerleştiler. Buralarda gizli mektepler açtılar. 
      1774'te çıkan Pugaçev İsyanı sonunda Tatarlar, Ruslardan birtakım dinî ve ticarî serbestlik aldılar. 1789'da yayınlanan bir kararnameyle Orenburg’da  müftülük kuruldu ve İslamiyet resmen Ruslar tarafından tanınmış oldu. Bu durum ancak yarım asır sürdü. 1860'lı yıllarda Tatarlar devletin Hristiyanlaştırma ve Ruslaştırma politikalarına ufak çapta isyanlarla cevap verdiler. Bir kısmı da çeşitli bölgelere ve Anadolu’ya göç ettiler. Fakat buna taviz vermediler.
      Tatarların menşei meselesi, eskiden beri tarihçilerin ve tarih meraklılarının dikkatini çeken konulardan biri olmuştur. Bu konuda aslında gerek Türkiye’de gerekse de yurt dışında pek çok yayın yapılmıştır. Ancak tarihçiler ortak bir görüşe varamadıkları gibi, bu konu farklı dönemlerde zaman zaman tartışmalara da yol açmıştır. Peki, “Tatarsız dünya batar, Tatar doğduğunda Yahudi ağlamıştır, Rus’un altını kazırsan Tatar çıkar” şeklindeki atasözlerinde adı geçen bu “vazgeçilmez” ve aynı zamanda “korku hissi veren” millet kimdir? Çengiz Han’ın babasını öldürenlerin Tatarlar olması ve Moğollar arasındaki bu boyun çok cesur ve savaşçı olmasından Tatar adının daha o tarihte bütün dünyaya yayılması dolayısıyla, bu ismin başlangıçta Moğollar için kullanıldığı görüşü hâkimdir. Hâlbuki bundan çok öncesinde Türk boyları arasında da Tatar adlı boyun olduğu kaynaklarca ispatlanmıştır. Bu kaynakların başında Orhon yazıtları gelmektedir. Kültigin Kitabesi’nde (732) Otuz Tatarların adı, Dokuz-Oğuz ve Uygurlar ile beraber zikredilir:
      Göktürk Devleti’nin yıkılıp tarihî Türk yurdunda Uygur Devleti kurulunca Tatarlar, Uygurlara bağlı yaşadılar. Uygurların Şine Usu Yazıtı’nda (759/760) Uygurlar ile Tatarlar arasında yapılan savaşlardan bahsedilir. Bu savaşlar, Keyre Irmağı’nın kaynağında Üç-Birkü adlı yerde yapıldı. B. Ögel’e göre burası, Uygur kağanının otağının daha doğusunda bulunması dolayısıyla Otuz Tatarlar, Uygur idare merkezinin doğusunda yaşıyorlardı. Bu dönemde adı geçen bir başka Tatar grubu olan “Dokuz Tatar”- lara gelince aynı yazıta göre, Uygurlar 747 yılından sonra Selenge Irmağı kıyısında Dokuz Tatarlar ile de savaştı. Bu da Dokuz-Tatarların Uygurlara daha yakın bölgelerde yaşadıklarına işaret etmektedir.
      İdil (Volga) bölgesinde Türk birliğini sağlayan ve bölgeyi İslamiyet ile tanıştırarak İslam dünyasının en kuzey temsilcisi hâline gelen İdil Bulgar Devleti, onuncu yüzyılın başında İdil havzasında kuruldu. Yapılan arkeolojik çalışmalar, İdil Bulgar Devleti’nde çok sayıda şehrin mevcudiyetine, bölgede yüksek seviyede Türk-İslam medeniyetinin yayılmış ve yazı kültürünün gelişmiş olmasına işaret etse de mezar kitabeleri ile Kul Gali’nin Kıssa-i Yusuf adlı manzumesi dışında İdil Bulgar Devleti’nden günümüze yazılı kaynak ulaşmadı. 
    Tataristan Cumhuriyeti’nin başkenti Kazan, tarih boyunca İdil-Ural bölgesinin en önemli siyasi ve kültür merkezlerinden biriyken günümüzde de Moskova ve St. Petersburg’dan sonra Rusya Federasyonu’nun “üçüncü başkenti” olarak kabul edilmektedir. Şehrin adıyla ilgili çok sayıda farklı görüş mevcut. Genel kabul gören görüşe göre şehre bu isim, bulunduğu coğrafyanın özelliklerine istinaden verildi. Şehrin bulunduğu coğrafya, yemek pişirilen kazana benzediğinden dolayı şehir bu isimle adlandırıldı. Yine Tatar efsanesine göre şehrin yer aldığı coğrafyada toprağa gömülü kazanlardaki su, ateşsiz olarak kaynıyordu. Şehrin adı, bölgede bir zamanlar hüküm süren efsanevi Gâzân Han ile de ilişkilendirilmektedir. 
      Aydınlanma Yılları, 19. yüzyılda Tataristan'ın da bulunduğu İdil muhiti, Türk Dünyası içinde Ceditçilik yani yenileşme, aydınlanma hareketlerinin merkezi konumuna gelmiştir. İdil-Ural Tatarları arasında aydınlanma fikirlerini başta Abdünnasır Kursavi, Abdurrahim Utız-İmeni İbrahim Helfin gibi kültür ve eğitim adamları öne sürmüşlerdir. Lakin 18. yüzyıl sonlarıyla 19. yüzyıl başlarında aydınlanma fikirlerinin yaygınlık kazanmasını sağlayacak sosyal-iktisadî ve kültürel-ideolojik şartlar gerekli derecede oluşmadığından, bu fikirler halk arasında yayılmamış, geniş bir yankı bulmamıştır. 19. yüzyılın ortasında Tatarlar arasında aydınlanma fikirleri, yeniden gelişmeye başlamış ve bu devrede yaygınlık kazanmıştır. Bu yıllarda Tatar aydınlanmasının Şehabeddin Mercani, Hüseyin Feyhanov ve Kayyum Nasıri gibi temsilcilerinin fikirleri ve uygulamaları yaygınlık kazanmıştır. 
      İdil bölgesi Türk toplumunun yenileşmesi için fikirler gelişmiştir. Batılı tarzda eğitim görenler, Tatar halkının eğitimde ilerlemesi için batılı tarzın Tatar mektep ve medreselerine sokulması için girişimlerde bulundular. “Usul-i Cedit” denen Avrupa’daki okullar gibi yazı tahtası, öğretmenin kürsü ve sandalyesi, öğrencilerin de sıraları olmalı, sınıflar gerekli olan tablo ve haritalarla donatılmalıydı. Bu fikri savunanlara "ceditçi" dendi. 
      1917 İhtilali Rusya'da çarlığın devrilmesine ve geniş politik faaliyetlere sebep oldu. Bütün Rusya Müslümanlarının İttifakı toplandı ve ilk defa çarın tayin etmediği bir müftü seçildi. 1917 Haziran ayında Kazan'da toplanan kurultaydaysa “İç Rusya ve Sibirya Müslüman Türk-Tatarlarının” medeni muhtariyeti ilan edildi. Ardından 120 kişilik Millet Meclisi için seçimler yapıldı. Bu meclis 29 Kasım 1917'de İdil Ural Devleti  projesini ilan etti. Bu devlet 1918'de Bolşevikler  tarafından ortadan kaldırıldı. İhtilalden sonra, diğer bazı alanlarda olduğu gibi Tatar yazılı kültürü de kan kaybetmeye başlar. Millî bağımsızlık duygusuyla yazdıkları eserlerle halkı aydınlatmayı amaçlayan ve ihtilali tasvip etmeyen Ayaz İshaki, Sadri Maksudi Arsal, Abdullah Battal Taymas, F. Tuktar gibi aydınlar ülkelerinden göçmeye mecbur kalırlar. Bu durum Tataristan'da birçok alanı etkileyecek büyük kayıplar doğurdu. 
      Bolşevikler Tatar-Başkurt ÖSSC’ni kurduklarını açıkladılar. 23 Mart 1919'da Başkurt, 27 Mayıs 1920'de de Tatar ÖSSC kuruldu. Böylece Tatar-Başkurt ÖSSC’nin yerine iki ufak muhtar cumhuriyetin kurulması bölgede Türk birliğinin parçalanmasına sebep oldu. Yirmili yılların başında ülkede diktatörlüğün güçlenmesi ve bütün hayatın zorla ideolojik zincirler altına alınması neticesinde, yazarların da sanat hürriyeti günden güne daralır, yazılan eserlerin değeri sadece sınıf mücadelesi ilkesi gözlüğünden değerlendirilmeye başlanır. 
YARARLANDIĞIM KAYNAKLAR;
https://www.otuken.com.tr/u/otuken/docs/t/a/tatar-tarihi-pdf-1714810785.pdf?srsltid=AfmBOooSyXjPwnZa8lRnpI3A04MM7Rljw3HTrL9AnHt7BCLLWlq4ekrO
https://www.turkbirkon.com/tataristan/
https://tr.wikipedia.org/wiki/Tataristan%27da_%C4%B0slam
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/1761069
https://tr.wikipedia.org/wiki/Tataristan

Cem Cüneyd Canan

Cem Cüneyd Canan © 2006 - 2026 Her hakkı saklıdır. Başa Dön