30 Aralık 2009
Türkiye son yıllarda garip olaylara sahne oluyor. Merhum Ecevit’in hastalığı, Kemal Derviş’in konuşmaları, Mesut Yılmaz’ın manidar suskunluğu, komplo teorileri içinde Devlet Bahçeli’nin vaktinden önce bir genel seçime götürmesini, kısaca sıralayabiliriz. Tek başına hükümet kurma çoğunluğunu eline alan yeni bir iktidar. Toplumun bir kesiminin iktidara acaba diye bakışı. Sonra Cumhurbaşkanlığı ve T.B.M.M. Başkanlığı seçimleri.
27 Kasım 2009
Derle ya, ben bunun neresini, nesini düzeltsem. Kimsenin dikkat etmediği kadar bilgi kirliliği, muhalif olmak, kendilerince acılardan bir yerlere varmak. Acıdan bahsediyorsanız o acının mutlaka tarafları vardır. Tarafları anlamamak. Öncelikle bunu hiç kimse görmüyor. Görmeyenlerin başını da Başbakan çekiyor. Tarihle yeterli ilgisi olmadığından kaynaklanmalı ki, tereddütsüz ‘’DERSİM KATLİAMI’’ ifadesini kullana biliyor.
08 Kasım 2009
Tekrarı kimleri rahatsız eder bilemiyorum. 29 Ekim 1923 Cumhuriyet’in ilanı ile mi başlasam. Çocukluğumuzdan itibaren dinlediklerimizi mi, yoksa yaşadıklarımızı mı sıralasam, karar veremiyorum. Biz ki, Politikacıların nutuklarını dinlerken dahi heyecanlanırdık. Her 10 Kasım’da gerçekten gözlerimiz dolar, ağlardık. Her bayram bize apayrı bir coşku yaşatırdı.
11 Ekim 2009
Sayın Dr. Devlet BAHÇELİ, Size, aşağıda ifade edeceğim konular hakkında, yazmayı aslında hiç düşünmezdim. Geldiğim yaş (60) yılların kazandırdığı kişisel birikimler, her insana nasip olmayacak geniş bir çevre, (dost-düşman) genellikle en özellikli günlerde MHP’li olmayanlarca dahi siyasal olarak ÜLKEMİZ için neler düşündüğü sorulan bir kişi iken,
11 Eylül 2009
Başbakan, ‘’SÖZÜ OLAN SÖYLESİN’’ demiş. Kürt Açılımında ne yapacağını söylemeyen iktidar, bilinçli (!) olarak ortaya koyduğu çatışma ortamından nasıl çıkacağına bir türlü karar veremiyor. Ülkeyi ayrıştıracak ortama sürüklerken, ne yaptığını zannederim kendisi de bilmiyor. Lafı uzatmadan, ilgililere Kürt Açılımının çaresini, en kısa yoldan ve en sağlıklı nasıl yapılacağını açıklamak istiyorum.
14 Ağustos 2009
Birlikte, kırk yıldan fazla bir zaman diliminde, neler olduğunu hatırlayalım. Böylece KÜRTÇÜLÜĞÜN hangi basamakları çıkarak, nereden nereye getirildiğini de görmüş olacağız.Şeytanın ayrıntıda gizli olduğugibi. Yıllar, 1950-1980 Yer TÜRKİYE. Nurcuların yaptıkları (risale okuma) toplantıları (Şimdiki sohbet toplantıları) emniyet güçlerince basılarak, nurcular adliye sevk ediliyor.
18 Temmuz 2009
Doğu TÜRKİSTAN için kimlerin hamaset edebiyatı yaptığı çok da önemli değil. Biz kendi değerlerimizi eğilip, bükülmeden, bazıları mühtehzi baksa da, savunduk. Fikrimizin daima arkasında olduk. Bir gecede farklı siyasi partilerin kadrolarında yer almadığımız gibi, ana düşüncemizden hiç ayrılmadık, hiç savrulmadık, kimsenin kayığına binmedik. Değerlerimizi kart- vizit olarak kullanarak, bir yerlerde mevki ve makamlara gelmedik.
21 Haziran 2009
Mr.Obama, Geçen hafta yazdıklarımdan sonra, Kahire konuşmanız içerisinde önemli bulunan noktaların yanında, Müslümanları selamlamanız çok ses getirdi.Sizin mi ..? Ses gelen mahfillerin mi, samimiyetini başkalarının yorumuna bırakarak; Ben kaldığım yerden,Türkiye konuşmanızı değerlendirmeye devam edeceğim. Mektubumun uzunluğu konusunda anlayış göstereceğinize inanıyorum.
04 Haziran 2009
Mr.Obama, Bu size ilk, ABD Başkanlarına yazdığım dördüncü mektubum olacak. Yazmakla, ülkemiz de ve ülkeniz de yapmış olduğunuz konuşmalarla ilgili değerlendirmelerimi sizlerle paylaşmak, her şeyden önce ‘’ABD Başkanı sıfatıyla yaptığım ilk ülke ziyareti’’ ifadelerinizin içtenlikle söylenmiş ve o doğrultuda olmasına ise inanmak istiyorum.
18 Mayıs 2009
Yayınlanan yeni ve eski BELGELERLE Sözde Ermeni soykırımına bakışımı, gelişen olayları değerlendirerek sizlerle paylaşıyorum. Okuyucularım iyi bilecektir ki, hemen, hemen yazılarımın tamamında mutlaka kaynak gösterilmiş, rüzgarla savrulacak düşüncelerim dahi bir vesikaya dayandırılmıştır. Dün Sayın Başbakan, yaptığı bir konuşmada yazarlara, gazetecilere, siyasi parti başkanlarına BELGE sorun demiş.